SGK PRİMLERİNDE ZAMAN AŞIMI UYGULAMASI

Zamanaşımı konusu hukukun nevi şahsına münhasır konularından birisidir. “Bir alacak hakkının belli bir süre içinde kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinin yitirilmesi” ya da “yasada öngörülen sürenin geçmesi ile bir hakkın dava yoluyla elde edilebilme olanağının zayıflaması” biçiminde tanımlanmaktadır(1).

I- GİRİŞ

Zamanaşımı ile davacı yönünden dava hakkının yasada belirlenen süre içinde kullanılmaması durumunda hakkın yitirilmesi yolunu açmakta; davalı yönünden ise usul yasasında öngörülen sürede ve usulde ileri sürülmek şartı ile borcundan kurtarmaktadır. Yargıtay bir Kararı’nda: “Zamanaşımı, bir maddi hukuk kurumu değildir. Bir borcu doğuran, değiştiren, ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı, alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç, olayda zamanaşımı konusunu kendiliğinden göz önünde tutamaz. Davalının zamanaşımını yasada öngörülen süre içerisinde ve yöntemince ileri sürmesi zorunludur. Bu nedenledir ki zamanaşımı, alacağın doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Zamanaşımı savunması ileri sürülmedikçe, alacağın konusu olan hakkın var olduğuna ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel yoktur.”(2) şeklinde hüküm kurmuştur. Buna göre zamanaşımı ile hak ortadan kalkmamakta “isteme hakkı” ortadan kalkmaktadır. Zamanaşımının düzenlenme amacı kamu düzenini ve kamu yararını korumaktır.

Zamanaşımı konusu vergi hukukundan tarh, tahakkuk ve düzeltme zamanaşımı olarak karşımıza çıkmakta Borçlar Kanunu’nun 125 ve devamı maddelerinde hakkın iktisabı ve kaybedilmesi olarak çıkmakta Ticaret Kanunu’nda, Bankalar Kanunu’nda ve Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da da zamanaşımına rastlamaktadır.

Bu yazıda; Sosyal Güvenlik Kurumu primlerinde zamanaşımı uygulaması açıklanacaktır.

II- SGK PRİMLERİNDE ZAMANAŞIMINI DÜZENLEYEN MEVZUAT

Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde, “Bu Kanun’da başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her dava on senelik müruru zamana tabidir. 128. maddesinde de, müruru zaman alacağın muaccel olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir ihbar vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder” şeklinde düzenlenmiştir.

6183 sayılı Yasa’nın 102. maddesinde, “Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvimi yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur. Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur.” şeklinde düzenlenmiştir.

III- SGK PRİMLERİNDE ZAMANAŞIMININ UYGULANMASI

Sosyal Güvenlik Kurumu primlerinde zamanaşımı 4 dönemde ayrı ayrı uygulanmaktır. 5502 sayılı Yasa’dan önce Sosyal Sigortalar Kurumu olarak geçen dönemde birlikte incelenmiştir.

A- 08.12.1993 TARİHİNDEN ÖNCEKİ DÖNEM

Bu dönem 506 sayılı Yasa’nın 80. maddesinde değişiklik yapılmadan önceki dönemdir. Bu dönemde SSK prim alacakları Borçlar Kanunu 125. maddesindeki düzenlemeye tabi olarak 10 yıllık süreye tabidir. Bu dönemde Borçlar Kanunu’ndaki hükümler uygulanmıştır. Zamanaşımının başlangıcı prim alacağının muaccel hale geldiği tarihtir. Primlerin ödenmesi 506 sayılı Yasa’nın 80. maddesine göre tahakkuk ettiği tarihi takip eden ayın sonu olduğundan muacceliyeti primin tahakkukunu takip eden ay sonu itibariyle başlamaktadır(3). Örneklendirmek gerekirse 1992 yılı Nisan ayına ait sigorta primleri takip eden ay olan Mayıs ayı sonuna kadar ödenebilecektir. Bu dönem için zamanaşımı başlangıcı 01.06.1992 yılı olup zamanaşımı 10 sene sonrası olan 01.06.2002’dir. Bu döneme ait alacaklar İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre takip edilmekte olup o zamanki adıyla Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı Hukuk Müşavirliğince ve Avukatlarınca prim takip ve tahsilatları yapılmaktadır.

B- 08.12.1993 TARİHİNDEN SONRAKİ DÖNEM

Sosyal Güvenlik Kurumlarındaki primlerin sağlıklı ödenmemesi kurum gayrimenkullerinin kiralarının düşüklüğü kurum gelirlerinin yeterince değerlendirilememesi gibi sebeplerle Sosyal Sigortalar Kurumu ile ilgili 3917 sayılı Yasa ile ciddi değişiklikler yapılmıştır. 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Yasa’nın 8. maddesine göre Kurum prim alacaklarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Takibi Usulü Kanunu’na göre yapılması getirilmiştir. Bu düzenlemeyle Sosyal Sigortalar Kurumu içerisinde prim tahsilat servisleri kurularak primlerin 6183 sayılı Yasa’daki usule göre takipleri başlatılmıştır. 6183 sayılı Yasa’nın 102. maddesinde zamanaşımı 5 yıl olarak düzenlenmiş olup bu dönemde zamanaşımı süresi 5 yıldır. Ancak 102. maddeye göre zamanaşımı başlangıcı borcun tahakkuk ettiği tarihi takip eden yılbaşından itibaren başlamaktadır. Örneklendirmek gerekirse, 1996 yılı Nisan ayına ait SSK primleri takip eden Mayıs ayı sonuna kadar ödenmektedir. Zamanaşımının başlangıcı ödeme dönemini takip eden yılbaşı olan 01.01.1997 olup zamanaşımının dolduğu tarih 01.01.2002 tarihidir.

C- 06.07.2004 TARİHİNDEN SONRAKİ DÖNEM

Bu tarihte 506 sayılı Yasa’nın 80. maddesinde 5198 sayılı Yasa ile değişikliğe gidilmiştir. 5198 sayılı Yasa’nın 11. maddesi ile 506 sayılı Yasa’nın 80. maddesinde düzenlenen prim tahsilatında 6183 sayılı Yasa’nın uygulanmasına ilişkin düzenlemede önceki dönemde sadece 52. madde uygulanmazken bu düzenleme ile zamanaşımını düzenleyen 102. maddelerinin de uygulanmayacağı getirilmiştir. Bu tarihten sonra tekrar eski uygulama olan 10 yıllık zamanaşımı uygulanmaya başlanmıştır. Zamanaşımı başlangıcı da Borçlar Kanunu md. 128’de olduğu gibi alacağın muaccel olduğu yani ödeme tarihinin son günü olacaktır(4). Örneklendirmek gerekirse, 2005 yılı Nisan ayı sigorta primleri 2005 yılı Mayıs sonuna kadar ödenebilecektir. Zamanaşımı başlangıç tarihi 01.06.2005 olup 10 yıl sonrası 01.06.2015’te zamanaşımı defi ileri sürülebilecektir.

D- 01.10.2008 TARİHİNDEN SONRAKİ DÖNEM

5510 sayılı Kanun’un 93. maddesinde “Kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak 10 yıllık zamanaşımına tâbidir.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre Yasa’nın yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden sonraki primler için zamanaşımı başlangıcı Borçlar Kanunu’ndaki düzenlemeden ayrı olarak muacceliyet tarihi olmayıp ödeme dönemini takip eden yılbaşından itibaren başlayacaktır. Ancak istisnaları da düzenlenmiştir. Kurumun prim ve diğer alacakları; mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise mahkeme kararının kesinleşme tarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden doğmuş ise rapor tarihinden, kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden doğmuş ise bu soruşturma, denetim ve inceleme sonuçlarının Kurum’a intikal ettiği tarihten veya bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden doğmuş ise bilgi ve belgenin Kurum’a intikal ettiği tarihten itibaren, zamanaşımı on yıl olarak uygulanır. Ayrıca, 5510 sayılı Yasa’nın 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendine tâbi sigortalıların zamanaşımı nedeniyle prim ödenmeyen süreleri, sigortalılık süresinden sayılmaz ve bu süreye ilişkin sigortalılık hak ve yükümlülükleri düşmektedir. Örneklendirmek gerekirse, 2009 yılı Nisan ayına ait primlerinin ödenmesi Mayıs 2009 sonudur. Zamanaşımı başlangıcı takip eden yıl olan 01.01.2010 olup 10 yıllık süre 01.01.2020’de dolacaktır.

Bu konu hakkında bir Yargıtay Kararı’nda “506 sayılı Kanun’un 80. maddesinde 3917 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, Kurum’un süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda zamanaşımı süresi bakımından; 3917 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Kurum’un alacak hakkı, Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde öngörülen on yıllık zaman- aşımı süresine tabi olup, zamanaşımının başlangıç tarihi, anılan Kanunu’nun 128. maddesinde öngörülen gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ile durmasına ilişkin 132. madde ve ardından gelen düzenlemeler de burada uygulama alanı bulmaktadır. 08.12.1993 tarihi ve sonrasına ilişkin prim ve gecikme zammı yönünden ise 6183 sayılı Kanun’un “Tahsil Zamanaşımı” başlığını taşıyan 102. ve ardından gelen maddeleri uygulanacaktır. Anılan madde hükmüne göre zamanaşımı süresi beş yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı da, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşı olarak belirlenmiştir.

Öte yandan 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılarak 506 sayılı Kanun’un 80. maddesinin beşinci fıkrasına eklenmiş, Kurum’un süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesiyle birlikte 102. maddesinin de uygulanamayacağı hükme bağlanmıştır. Böylelikle 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki duruma dönülmüş olmaktadır.”(5)

şeklinde hüküm kurulmuştur. Bu kararda yukarıdaki açıklamalarımızı teyit etmektedir.

IV- ZAMANAŞIMINI KESEN HALLER

6183 sayılı Yasa’nın 103. maddesinde tahsil zamanaşımı kesen haller düzenlenmiştir. Bunlar; ödeme, haciz tatbiki, cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, ödeme emri tebliği, mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi ya da bu muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, ihtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, amme alacağının teminata bağlanması, kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, iki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi ya da ödeme planına bağlanması hallerinde zamanaşımı kesilir. Zamanaşımı kesilmesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar ve tekrar 10 yıl olarak uygulanır(6).

V- ZAMANAŞIMININ İŞLEMEMESİ

6183 sayılı Yasa’nın 104. maddesinde zamanaşımını işletmeyen (durduran) haller düzenlenmiştir. Borçlunun yabancı memlekette bulunması, hileli iflas etmesi veya terekesinin tasfiyesi dolayısıyla hakkında takibat yapılmasına imkan yoksa bu hallerin devamı müddetince zamanaşımı işlemez. Zamanaşımı, işlememesi sebeplerinin kalktığı günün bitmesinden itibaren başlar ve devam eder. Zamanaşımının kesilmesinden farkı yeniden 10 yıllık süre uygulanmayıp kalan süre uygulanır.

VI- SONUÇ

Zamanaşımı konusu hukukun kendi içerisinde geliştirdiği bir olgudur. Zamanaşımının kendine özgü uygulama usulleri bulunmaktadır. Yasalarda belirtilen sürelerde def’ide bulunulması halinde uygulanabilen resen dikkate alınmayan ve kesin kazandırıcı/kaybettirici sonuçları olan çok önemli bir uygulamadır. Sosyal güvenlik primlerinin tahsilinde de zamanaşımı dönemsel olarak farklılık göstermektedir. 5510 sayılı Yasa’dan önceki dönemlerde 818 sayılı Borçlar Kanunu ya da 6183 sayılı Yasa dönemsel olarak uygulanırken 5510 sayılı Yasa’nın kendi içerisinde düzenleme yapılarak Kurum lehine olan uygulamalar getirilmiştir. Bu Yasa’dan önceki dönemlerde zamanaşımı yönünden bazen karışıklık yaşanmakta ise de bu Yasa ile bu karışıklıklar giderilmiştir.

Gürbüz ERDOĞAN*

Yaklaşım

*     Sosyal Güvenlik Kurumu Avukatı, ÇSGB Müsteşar Danışmanı

(1)  Fikret EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 1998

(2)  Yrg. 4. HD.’nin, 13.05.2002 tarih ve E. 2002/4491, K. 2002/5701 sayılı Kararı.

(3)  Ali GÜZEL – Ali Rıza OKUR, İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku, Beta Yayınları, 2000, s. 135

(4)  Bekir HANÇER, www.dunya.com, 05.08.2009

(5)  Yrg. 10. HD.’nin, 14.02.2008 tarih ve E. 2007/25251, K. 2008/1851 sayılı Kararı.

(6)  Kemal ÜNLÜ, Sosyal Güvenlik Dünyası, Ekim 2009, s. 132

102 Comments

  • 26 Mart 2015 | Permalink |

    Merhaba irfan bey, teyzem esinden ayrildi ölen babasinin emekli maasini aliyordu, kasitli olarak onu istemeyen kisilker tarafindan sikayete maruz kalmis olup , fakat ssk uzmanlarinin arastirmalari sonucu hic bir kaniya rastlanmamistir , mahkeme dosyasi acilma tarihi yaklasik 4,5 yil olup bu dosya ne zaman asimina ugrar , cevabiniz icin tesekkür ederim !

  • Duran GÜÇLÜ
    29 Ağustos 2015 | Permalink |

    Devlet kurumunda çalışan amir 2003/9 ayın sigorta bildirimlerini geç bildirdiğinden dolayı GZ ve pirim borç ödenmesi için kendisine bir yıl sonra yazı yazılıyor. Bildirimi geç bildiren kişi 2005 yılında emekli oluyor. 2014 yılında emekli amirin maaşına haciz konuyor. İlgili kurumun borçu devlet tarafından 26.06.2015 tarihinde ödeniyor. Devlet şimdi ise ödemiş olduğu bu parayı rücu etmek istiyor. Bur da zaman aşımı söz konusu olur mu?

Sorularınız ve Yorumlarınız

Konuyla ilgili yorumunuzu yazabilir, varsa sorularınızı sorabilirsiniz or trackback from your own site. You can also subscribe to these comments via RSS.

e-mail adresiniz hiç kimse ile paylaşılmaz Required fields are marked *

Security Code: